1277 yılında Selçuklu sultanı Alaattin buradaki görkemli kentin yapılarını eski eserleri sallarla Beyşehir Gölünün karşısına taşımıştır.
1471 yılında Uzun Hasan’ın yeğeni Komutan Mirza Yusuf Şah ile Fatihin oğlu o zamanki Konya valisi Şehzade Mustafa Çelebi arasında Kıreli de 18 Ağustos 1472 günü bir meydan muharebesi yapılmış ve Osmanlıların eline geçmiştir.
Kıreli 17. Yüzyılın ortalında kaza olarak zikredilmektedir. Osmanlıların 32 eyalete ayrılması üzerine Kıreli Karaman Oğullarının 7 sancağından biri olmuştur.
1584 yılında 66 Köy, 28 mezraa Kıreli nahiyesi içindedir. Yarankömü, Göçeri, Öyük, Çavuş, İlmen, Sergisaray ( Sekli), Balganda, Çukurkend, Deşdiğin, Zuvarık (Değirmenaltı) Sadıkhacı, Köşk, Yenice, Görünmez, Kiçi (Mutlu), Budak ve Fele nüfus açısından büyük köyleridir.
Kıreli Nahiyesinin güneyinde Akburun, Zaviyecik ve Kıstıvan gibi köyler bazen Kıreli Nahiyesine bazen de Cezire Nahiyesine bağlanmıştır. O zamanlar Kıreli Nahiyesi gelir bakımından da Gurgurum ve Göçü den sonra zengin nahiyelerdendir.
18. Yüzyılda gelindiğinde Yarankömü, Lağrı, İkikuyu ve Hamzalı köylerinin birleşmesiyle bu günkü Kıreli Kasabası teşekkül etmiştir. Nahiyenin ismi Kasabaya verilmiştir.